Bilişsel davranış terapisi otomatik düşünceleri ayırt ediyor

Bilişsel davranış terapisi otomatik düşünceleri ayırt ediyor

Aksaray Üniversitesi (ASÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Arzu Yüksel, Bilişsel Davranış Terapisinin iddiasının, olumsuz düşünce ve inançları gerçeğe uygun hale getirme, rahatsızlığı azaltma ve ortadan kaldırıma olduğunu söyledi.

(ASÜ) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Arzu Yüksel, Bilişsel Davranış Terapisinin iddiasının, olumsuz düşünce ve inançları gerçeğe uygun hale getirme, rahatsızlığı azaltma ve ortadan kaldırıma olduğunu söyledi.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin (İİBF) bu hafta 52’ncisini düzenlediği Felsefe Toplantılarında, “Kişilerarası İlişkilerde Bilişsel Çarpıtmalarımız” konulu bir sunum yapan Arzu Yüksel, Bilişsel Terapinin kuramsal ve teorik olarak 1960’lı yıllara dayandığını, psikoloji biliminin ortaya koyduğu öğrenme kuramları ve bilişsel psikoloji ilkelerine dayalı bir tür olduğunu kaydetti.

Sistemin hedefini, “Bu ilkelere dayalı olarak geliştirilmiş psikoterapik yöntemlerle, sorun olan duygu ve uyumsuz davranışları değiştirmek” olarak özetleyen Yüksel, “Diğer terapilerden farkı, danışan kişiye sorumluluk yüklemesidir. Burada danışan kişi kendi sorumluluğunu alıyor, görüşmeler yapılandırılmış şekilde gerçekleştiriliyor ve kişi, kendi terapisti olarak eğitiliyor” dedi.

Uygulamanın, depresyondaki hastalarda çok etkili olduğunun gözlendiğine değinen Yrd. Doç. Dr. Arzu Yüksel, “Bilişsel kuramın iddiası; olumsuz düşünce ve inançların, bu tür durumlara eşlik eden bilişsel bileşenin, kişinin yorumlarının, değerlendirmelerinin, düşüncelerinin ve inançlarının gerçeğe uygun hale dönüştürülmesi, duygusal rahatsızlığı azaltması ve ortadan kaldırmasıdır. Temelde kişiye, ‘Ben bunu yapabilirim’ düşüncesi vermesidir. Örneğin; yolda bir kişinin düştüğü görüldüğünde herkes farklı bir şey düşünür. Bir kısmı kişinin ayağı takıldığı için düştüğünü, bir kısmı herhangi bir hastalık münasebetiyle düştüğünü, bir kısmı ise baygınlık nedeniyle düştüğünü düşünür. Böyle düşünmemizin sebebi, daha önce böyle bir durumla karşılaştığımız esnada düşündüklerimizin, otomatik olarak aklımıza gelmesidir. Geçmiş yaşantısındaki olumsuzluklar, depresyondaki kişilerin sürekli zihninde kalıyor ve bu kişiler farkında olmadan otomatik düşünceleri çağırıyor. , bu otomatik düşünceleri ayırt etme noktasında yardımcı oluyor” dedi.

İİBF Toplantı Salonu’nda, öğrenciler ve akademisyenlerin takip ettiğini etkinliğin sonunda Yrd. Doç. Dr. Arzu Yüksel soruları yanıtladı..

Yorum Yapın